Takvim gazetesi yazarlarından Hakkı Yalçın`ın 29 Şubat 2008 tarihinde köşesinde yazdığı yazı, tarihe geçen Galatasaray - Fenerbahçe maçını bana göre en güzel ifade eden cümlelerden oluşuyor.
Buyurun beraber okuyalım.
Vicdan hesabı
Bir hakem adaletsizlikle sevişirken, suçüstü yakalanırsa ne olur?
Hakemler doğru çaldıkları düdükler kadar, yanlış çaldıkları düdüklerden de sorumluysa, suç ve ceza kardeş midir?
Hakemlik futbolun anasıysa, Fenerbahçe`nin emdiği sütü burnundan getirmenin adı nedir?
Cüneyt Çakır`a, "Mesleğiniz nedir?" diye sorduğunuzda, alacağınız cevap "hakemlik" ise, hakemlik ve adalet arasındaki doğru orantı nerededir?
Çarşamba gecesi oyuna ve düdüğüne hakim olamayan Cüneyt Çakır`ın hakemliğinden işkillenmediniz mi yoksa?
***
Evinize giren hırsızla, emekleri çalan hakem arasındaki farkı anlatır mısınız?
Bavuldan çıkan insan cesediyle, cepten çıkan haksız kartlar arasındaki yakınlığı aktarabilir misiniz peki?
Sizler onu öldürmedikçe, vicdanlarınız en yanılmaz yargıçtır.
Hulusi Kentmen`in filmlerdeki yargıçlığı bile, Cüneyt Çakır`ın Ali Sami Yen`deki yargıçlığından daha yürekli çıktıysa, ortaya çok bilinmeyenli bir denklem mi çıkar?
11`den 9`u çıkarıp, üstüne bir de hakem eklerseniz, bu kara geceden bir suçlu çıkmaz mı yani?
***
Astımlı birinin mızıka çalmasıyla, bütün kontrolünü kaybetmiş bir adamın düdük çalması arasındaki 7 benzerliği bulabilir misiniz?
Faili meçhul cinayetlerle, faili belli düdükler arasında bir akrabalık yok mudur?
Bir doktorun hastanın karnında unuttuğu makasla, bir hakemin diğer futbolcular için cebinde tuttuğu kartlar, aynı kapıya çıkmaz mı?
İnsanları yenilen goller değil hakem yaralıyorsa, insanları yaralayanlar o hakemden daha mı suçludur?
Devamı Var ...